Hayat

İç içe geçmiş nedenlerle örülü hayatımız. Pek çoğumuz için her neden, başka bir nedeni örten bir perde adeta. Perdeleri kat kat açıp bir önceki nedene ulaşmak bazen günler, haftalar, aylar, yıllar alıyor. Bazen de perdeleri tek tek aralayıp gerçek nedenlerimize ulaşmaya zamanımız yetmiyor. Kimi zaman ise gerçeğin perdesini aralayıp hakikat olarak gördüğümüz, ardındakini ustalıkla saklayan başka bir perde oluyor. Kendini bilmeyen bunu hakikat sanıyor.

Nedenlerimizin ne olduğunun, neyi ne için yaptığımızın farkında olmalıyız ki çevremizdekilerle birlikte kendimizi de kandırma bataklığından çıkabilelim.

Ki zaten şu bir hakikattir ki, kendini kandıran insan en büyük düşmanlığı ilk olarak kendine yapmıştır. Kendini hakikatten mahrum etmek, zalim ve güç sahibi birinin bize verebileceği tüm zararlardan daha büyük bir kötülüktür. Ama farkında olmaz ki düzeltsin, düzeltmez ki farkındalığı artsın.

İç içe geçmiş nedenlerinin farkında olan insan hakikatin de neresinde olduğunun farkına varabilir ancak.

Hakikatin ne olduğunu bilmek ise adeta duru bir su gibi olan akıl ve kalp ile mümkün olur. Akıl ve kalp suyunu yanlış bilgiler ve inançlardan oluşan yanlış duygularla bulandırmak hakikatin önündeki en büyük engeldir.

Bulanmış sular misali olan düşünce ve duygularımızı durgun ve şeffaf bir su haline getirmenin şartı evvela istek daha sonra da hakikatin hakikat olmasına duyulan saygıdır.

Bu isteğin sadece bir temenni olmaktan çıkıp, eyleme dönüşmesi için, hak ve hakikatlere saygılı, tarafsız ve insaflı bir bakış açısı şarttır.

Salt hakikatin ne olduğunu bilen, o bilgiye (ve o bilginin meyvesi olan duygu ve davranış durumuna ) ne derece uzak yahut ne derece yakın olduğunu da bilir.

Bu bilgiyi arayan insan, anının, saatinin, gününün, haftasının, ayının, yılının kısacası tüm hayatının muhasebe ve planını hakikatlerin ışığında kademe kademe yapar. Sorunlarını bekletme, hedeflerini erteleme tuzağına düşmez.

Odaklandığı gerçeklerle ilgili kimsenin güdümüne ihtiyaç duymadan, “hadi” denmesini beklemeden, enerjisini düzenli olarak tazeler. Böylece hür iradesi ile kendi hayatının kontrolünü gerektiğinde kendisine bile bırakmaz, olumsuz duygularına terk etmez. İçindeki “olumlu ben” ve “olumsuz ben”i ustalıkla yönlendirir, onları bir gemin tayfaları gibi görür. Kendisi de bu geminin usta kaptanıdır. Duygu denizinde yol alan gemisini (davranışlarını), rotasından ayırmadan limana doğru yol alır.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !